Karşıt anlamlı.
Dil Bilgisi
9190 yazı bulundu
Aklında kalmamak, hatırlamamak.
Bir düşüncenin, bir eserin, bir yargının doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek için on...
Gerekli olan duruma karşıt (olarak).
Boşuna, boş yere, sebepsiz, rastgele.
Basılmış, yassılaşmış.
Kullanan kimse, savaşçı.
Hükümdarla ilgili, hükümdara özgü olan.
Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleme, denetim, denetleme.
Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.
Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir bez.
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin saklandığı her türlü iz, anı.
Yeniden ortaya çıkmak, nüksetmek.
Mevlit okuyan kimse.
Genellikle şeker hastalarının şeker yerine kullandığı, maden kömürü katranından elde edilen beyaz bir toz.
Tanık.
Dağınık olma durumu, dağınık, düzensiz, karmakarışık.
Birkaç rengin karışımından oluşan renk.
Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası.
Birtakım özel ilâçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş olan ve bugün kazılarla ortaya çıkarılan ceset.