Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı.
Dil Bilgisi
9190 yazı bulundu
Yalın bir duruma getirmek, yalınlaştırmak.
Tasavvufa dayanan, Tanrı'ya ulaşmak için kendilerine göre bazı yöntemler benimseyen yollardan her biri.
(köpekler) Boğuşup birbirini ısırmak.
Günah.
Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı (göz).
Aşağıya doğru uzanmak.
Sahte işler yapan, düzmeci, sahteci.
Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon gibi maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek.
(yapılarda) Yüz, alnaç.
Özerk duruma getirmek, özerklik vermek.
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz.
Hilesi olan, içine hile karışmış, hile ile yapılmış.
Çekülün gösterdiği dikey çizgi ile gözlemci üzerinden geçen düzlem, göz erimi.
Sünnet edilmiş olan.
Mecburî, zorunlu, gerekli.
Ateşli silâhlar tarafından atılan delici, patlayıcı madde, kurşun.
Yemek yeme isteği.
Kalabalığa karşı söz söyleyenlerin üzerine çıktıkları yüksekçe yer.
bakınız: atölye.