Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek.
Dil Bilgisi
9190 yazı bulundu
Taşımak, ulaştırmak veya koymak.
Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet.
Bir çeşit dans.
Yaklaşık olarak, aşağı yukarı.
Taş durumuna gelmek.
Bir şeyin nicelik bakımından erişebileceği en son nokta veya yer.
Reklâm işi ile uğraşan kimse.
Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri.
İş yeri, daire, büro.
Ders veren, profesör.
Bir işin, bir faaliyetin maddî ve manevî yönünü üstlenen kimse veya kurum.
Ahlâk kurallarına uygun olarak davranmayan, ahlâk kurallarını çiğneyen.
Ümmetçilik yanlısı olan (kimse, görüş vb.).
Genellikle kıyılmış etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek.
Büyük sıkıntı, üzgü, eziyet.
Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avuntu, avunç.
Birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak anlamında şoke etmek veya "birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir...
Genellikle tek parçalı kadın giyeceği.
Biyolojik, toplumsal, doğal bozulmaya, dağılmaya uğramak; yaşama biçimi ve görevlerinde gerilemek, bozulmak, yozlaşmak,...